Her insan “püfçü” doğar ve püflerle büyür.

Fakat çoğunluğumuz püflerin pek de öyle farkında olmaz. Ancak çok iyi püflenmiş mekanlarda bir tek farkına varırlar püflerin. Püfler de gelir imkanlarıyla doğru orantılıdır. Kazanç arttıkça bir işletmenin sunacağı püflerin niteliği ve niceliği de artar. İnsanlar daha fazla keyif yapmaya maddi ve manevi imkan buldukça beklentileri de artar ve en iyi servisi ararlar, hatta bunun için dünyanın yolunu yapmaya da hazırdırlar. Aslında bu şekilde püfçü’den püfist’e doğru bir gelişim kaydederler. Zaman içerisinde bilinçli ya da bilinçsiz ciddi bir püf avlama yetisi geliştirirler. Doğal püfist olurlar. Bunun verdiği keyifle gezmeyi ve seyahat etmeyi bir hayat standardı haline getirirler. Püfleye püfleye hayattan aldıkları keyif de hızlıca artar. İşte böylelikle püfizm her yere yayılır.

Ama şunu unutmamak gerekir ki, zeki bir işletmeci en ilkel şartlarda çalışan bir işletmede bile püfler yaratabilir. Püfizmin gelir alt ve üst sınırı yoktur. Çünkü püf empati barındırır. Empati sevgiden doğar. Sevgi karşındakine fayda sağlamayı getirir. Fayda da karşındakinin hayatını kolaylaştırmayı ve ona anlam katmayı arzular. Çevremize harcadığımız emeklerle anlam kattıkça aslında mutluluğa merdiven dayamış oluruz :)) İşte Mutluluğun formülü budur: bol bol anlamlı ve işe yarar püf yaratmak. Bunun için de çok düşünmek, gözlemlemek ve ikisinin karışımıyla hem mecvut var olan püfleri kendi işletmemize adapte ederek uygulamak hem de bu püflerden aldığımız ilhamla yepyeni püfler yaratmak ve onları çevremize sunmak. O zaman mutluluk geniş bir boyutta yayılacaktır.

Dileriz ki, yaşamlarımızda her yanımız mottomuz olan ‘zeki ve keyif barındıran püflü şeylerle’ dolsun!!